Geçen haftasonu yine Kadıköy’de Fenerbahçe’ye yenildik. Uzun bir süre bunun üzüntüsünü yaşayacağız. Gazeteler binbir türlü alavere dalavere haber, yorum ve başlık sallayacak. İşin ilginç tarafı bizim adımızı kullanark bir sürü yalan sallayacaklar. Zira medyanın büyük bir kısmı malumumuz. Az önce fotospor G.Saray’ın başına F. Terim geçecek diye taraftarların büyük sevinç yaşadığını yazmış mesela. Hangi taraftara sordular acaba? Eminim ki F.Bahçe dua ediyordur Terim’in G.Saray’a gelmesine. En son nasıl bir yıkım yaşattığını biz taraftarlar unutmadık. Rijkaard’dan memnun olmayan taraftar oranı %10 dur en fazla. Zira Fener maçının tamamen artık bir psikoloji savaşı olduğunu tüm taraftarlar biliyor. Açıkçası bu defa ümitliydim zira Rijkaard maç öncesi hep buna vurgu yapmıştı ama Fener’in psikolojik yöntemleri yine bizimkileri perişan etmeye yetti. Rijkaard’ı göndermek isteyenler sanki ilk defa yenildiğimizi mi zannediyorlar?
Galatasaray’da Neler Oluyor?
Ekim 10, 2009Galatasaray’la ilgili son ve tek yazım Kasımpaşa maçı ile ilgiliydi hatırlarsanız. O maçta iyi oynamıştık ama strese girmiştik. Ama ne hikmetse sonrası pekte öyle olmadı. O şaşalı takım gitmiş yerine geçen yıl ki takım geri gelmişti. Gol pozisyonu yok, defans yol geçen hanı gibi birkaç haftadır. Eskişehir maçını izlediğimde korkmaya başlamıştım işin doğrusu. Zira bir düğüm gibi olmuştu yine Galatasaray. Bir türlü kilidi açamıyorlardı. Ama o maçta tabii 11 kişinin defans yapmasının da etkisi vardı. Ama asıl tehlike Graz maçında ortaya çıktı. Sorun kısaca oyuncuların kendilerini pek fazla havalı görmeleriydi en başta. Dünya kadar poziyona girip gol atamamanız becereksizlik veya şanssızlıktır. Ya da hakem penaltı vermez haksızlıktır ama Servet’in ilerde Arda gibi çalım atması lakayt bir davranıştır. Yazının devamını oku »
Galatasaray-Kasımpaşa 21.09.2009
Eylül 22, 2009
Bundan böyle her hafta galatasaray maçları için buraya yazı yazmayı düşünüyorum. Evet bilgisayardan biraz ayrı düştüm sayılır ama Galatasaray’dan asla:). Sonraki yazılarımda da giriş olmayacak. Tabii yorum olarak geniş kapsamlı olmasına önem vereceğim. Maç yorumuna geçmeden önce böyle bir şeye niçin başladığımı anlatan bir paragraf açıp kapatayım.
Efendim ben kendi halinde fanatik bir Galatasaray‘lıyım ama bu beni yenilgilerde harap bitap etmez. Ancak dedim ya futbolu ve Galatasaray’ı seviyorum ve her maçtan sonra enerjimi atlatabilmek için kanal kanal spor yorumcularını izliyorum. İnanın futbol zevki diye birşey kalmıyor bende. Yani bir sit-com için belki 5 sezonluk bir senaryo bile yazılabilecek bir kaynak mevcut. Yalnız Rıdvan DİLMEN’i buradan ayrı tutmak gerektiğini hemen belirtelim geri kalan yorumcular ve programları ise yalnız ve yalnız bağırıp çağırıyorlar. Ve şuna inanıyorum ki Türkiye’de futbol gelişmiyorsa en öncelikli sebep bu futbol fakiri yorumcular ve çirkef taraftarlardır. Neyse bundan böyle onları da dinleyip arada not alıp burada onları hep tiye alacağım. Zira okurun arada bir gülmeye ihtiyacı var:D. 1. Bu yorumcular kesinlikle futbolu veya takımları umursamıyorlar. Umursadıkları tek şey reyting ve haklı olma çabası. Bu durumda amaca giden her yol mübahtır babında davranıyorlar. 2. Kendileriyle defalarca çelişselerde yine utanmadan işlerine devam edebiliyorlar. 3. Kesinlikle ve kesinlikle karşıdaki kişinin konuşma hakkına saygı duymuyorlar. 4. Hiçbir zaman neyi niçin savunduklarının farkında bile değiller. 5. Konuştuklarında, neredeyse oluşturdukları cümlenin tamamı anlatım bozukluğu içeriyor, yani türkçeleri bile yeterli değil. 7. Yarısından fazlası eski futbolculardan oluşan bu kitlede yorumcuların çoğu sadece kinlerini izleyiciye yutturuyor(Örnek: Bülent Korkmaz, Hakan Ünsal ve Galatasaray’lı diğer futbolcular. Hakan ŞÜKÜR’de dahil). Bu kadar madde yeterli sanırım. Tamam sakin olun maçın kendimce analizine geçiyorum. Lütfen edebiyatçılar yanlışlarımı düzeltsin.
İstanbul’da Sel Felaketi
Eylül 9, 2009Felakete uzak olduğumuz için sanırım ateşinin etkisi de az oluyor. Ama dün Halkalı ve İkitelli geçince ister istemez bir korku sardı. Normalde hiç bakmadığım haberleri araştırmaya başladım. meğer bir felaket yaşanıyormuş ama ne hikmetse kimsecikler bundan bahsetmiyormuş. En son ölü sayısı 20 idi okuduğum zaman. Habire depremden bahsedildi ama dünya da binbir türlü felaket olasılığı var ve biz diğer doğal felaketleri unutmuşuz. Haberlere bakınca içim ürpermey başladı. Deprem görüntülerinden neredeyse farksız. Nasıl bir yağmur ki tırları devirmiş? Özellikle tekstil işçisi yedi kişinin öldüğünü okuyunca etkilenmemek elde değil. Zira o bölgelerde çalışan tekstil işçilerinin durumunu az çok tahmin edebiliyorum. O işçiler uzun bir süre bu olayın üzüntüsünü atlatamayacaklar. Aileleri hem acıyı hissedecekler hem de maddi konuda daha zor bir durumda kalacaklar. Elbet onlar işin maddi kısmını bu acıyla asla düşünmeyecekler. “Cana gelen mala gelsin” denmiyor boşuna çünkü.
Bir de tır şoförleri var ölen. Kim bilir eşi ve çocukları ne kadar hasretini çekmişlerdir? Görmeyi umduğunuz birinin ölüm haberi -hele bu kişi çok sevdiğiniz bir ise- çok büyük yaralar açabiliyor yürekte. Eminim yüreği olan herkes benimle aynı duyguları yaşamıştır. Amacım bunun üzerine bir yazı yazmak değil, ne kadar iğrençleşmeye başlayan bir toplum olduğumuzu anlatmaya çalışmak. Ölüm, felaket, sel, acı, dert, keder, kayıplar vs vs vs. Tüm bu duyduklarımızdan sonra nasıl olurda ilk tepkimiz suçluyu bulmaya yönelik olur? Yazının devamını oku »
Avea Ayrı Bir Dünya
Eylül 4, 2009Hiç heveslenme avea başlık eleştiri mahiyetinde. Neyse seni muhatap almayayım.
Efendim ben aveayı aycell zamanında kullanmaya başladım. Daha o zamanlar doğru düzgün abonesi olmayan aycellin ilk müşterilerindendim. Hat almamın nedeni türkcellin fiyatlarda hiçbir şekilde indirime gitmemesi ve müşteriyi yonulması gereken kaz gibi görmesiydi. Telsim o zamanlar Uzan Grubuna ait olması sebebiyle onu gsm operatörü olarak dahi saymazdım. Gel zaman git zaman hattımı kamuya geçirdim. Sonra faturalar gelmeye başladı. Tabii geniş bir çevre olunca fatura fırlamaya başlar oldu. Yine de dedim ben kullanıyorum, onların suçu yok. Ama her zaman artan bir trafikle ben artık faturaları kontrol edememeye başladım. Hattımı değişsem tek tek herkese numaramı vermem gerekecek ki çok sinir bozucu yanısıra diğer operatörlerde pek farklı sayılmazlardı. Çok şükür operatör seçme özgürlüğü geldi de rekabet arttı dedim. Ki öyle de oldu.
eribol tarafından yazıldı
eribol tarafından yazıldı
eribol tarafından yazıldı 

