Kutlu Doğum Haftası ve Haşmet BABAOĞLU

Nisan 22, 2009

Efendim bu hafta bilindiği üzere Kutlu Doğum Haftası. Dolayısıyla bu konu hakkında epey bir yazı yazılmıştır. Açıkçası pek okumam amma ve lakin bazı yazarları es geçmem elime gazete geçtiğinde. Bunlardan biridir Haşmet BABAOĞLU. Bugün köşesinde öyle güzel bir yazı vardı ki sormayın. En sevdiğim konulardan biridir Peygamber Efendimiz(SAV)’in ahlakı. Bahsettiği konuyu defalarca okumuştum ve her defasında içime bir huşu doluşmuştur. Kendimi öyle rahat hissederdim ki. “Böyle bir insana inanıyorum işte.” derdim içimden. Böyle bir insana inanmak bile bana huzur veriyor.
Her neyse yavaş yavaş devam edelim. Bahsettiği olayda bir adam Mekke fethinden sonra Peygamber Efendimiz(SAV)’in yanına geldiğinde o ihtişamda titrer. Zira önünde durduğu kişi Mekke’den yıllar önce hicret ettirilmiş ve tek başına başladığı davada kendisine karşı duran bütün müşrikleri mağlup ederek zafer elde eden biri. Ancak Peygamber Efendimiz adama “Titremene gerek yok, ben kral değilim. Kureyşli et yiyen bir kadının oğluyum.” diyor. İşte bu yüzden alemlere rahmet olarak gönderilmiş. Haşmet BABAOĞLU bu olaydan gerçekten çok güzel bir yazı çıkarmış. Normalde bizim gördüğüm tevazu, alçakgönüllülük gibi şeylerdir. Ama bize gösterdiği diğer konu ise O’nunda bir insan olduğu ve buna vuru yaptığıdır. Gerçekten olayı canlandırdığınız zaman bu daha net farkedilebiliyor. O bir peygamberde olsa insan sonuçta ve hiçbir insanın önünde titremeye gerek yok. O’da etten ve kemikten. Yine Haşmet BABAOĞLU’nun dediği gibi O’nu üstün kılan ne soyu, ne de varlığıdır. Kur’an’ da belirtildiği gibi üstünlük ancak Takva iledir. Ve Takva sahibini ancak Allah(c.c) bilir. Yazının devamını oku »


Dönüşüm Sessiz Oldu

Nisan 14, 2009

Evet uzun bir aradan sonra ilk defa yazıyorum. Askerlik dönüşü yazmayı düşünüyordum ama hiç içimden gelmedi. Sanırım yazmanın zamanı geldi. Öncelikle hayranlarıma buradan selamlar. Beni ve yazılarımı hasretle beklediklerini biliyorum. Neyse geldim artık, buradayım.

Bu uzun arada neler oldu bunları ele alayım diyorum. Öncelikle linux’u şu an için sadece kişisel htiyaçlarım için kullanıyorum. Hiçbir şekilde kendimi geliştirme durumunda değilim. Sadece öylece kullanıyorum. Diğer taraftan hayatımın en anlamsız ve zor 6 ayını da geride bırakmış oldum. Askerlik bitti ve gerçekten çok büyük bir engel kalkmış oldu. Bu şekilde yazmam bazılarının hoşuna gitmeyebilir ama bu ayrı bir yazı konusu. Ve yine Bodrum’da göreve devam ediyorum. Zaman ne gösterir bilmiyorum ama bu yılda buradayım.

Yazının devamını oku »


Yolun Yarısı

Ekim 26, 2008

Evet bu hafta askerliği yarıladık sayılır. 80 gün kaldı. Geriye baktığımda 80 gün geçmiş ama bir 80 gün yine geçer mi diyoruz. Neyse işte askerlik 10 da olsa sayıyoruz.  Benim değinmek istediğim şey ise çok farklı şeyler.

Ne iş yapıtğımı yazmayacağım elbet. Kısaca amele çavuşuyum ben:). Elbette bundan gocunmuyorum ama yapacaksam bir anlamı olsun isterdim. Yani biraz daha elle tutulur bir iş. Fakat anladım ki askerlik nankörler için çok gerekli bir yer. Zira birçok şeyi düşünmeye başlıyor insan. Sahip olduklarını, sevdiklerini, asıl değer vermesi gerekenleri ve hatta bir kanepede oturmanın ne kadar büyük bir kıymet olduğunu düşünüyor insan.

Pilliyiz vesselam çabuk tükeniyor şarzımız:). Poşetiz vesselam dayanıksız veya bavul yerine poşetle geliyoruz. Ama yine de askerlik yapıyoruz.

Sonra sivil hayatımıza bakıyoruz. Kalbini kırdığımız insanlar geliyor aklımıza. Değersizlere verdiğimiz değer, değer hakedene ettiğimiz zulümler geliyor aklımıza. Bizleri düşünen insanları, sevenleri anlıyoruz. Farkı görüyoruz. Neyse fazla duygusal olmasın. Birden bire bunalım moduna girdi kanal:D.

Yazacak şey var ama yazmak anlamsız olabilir. Özlediğim şeyleri yazmam yeterli sanırım. Evde dedikodu yapmayı özledim en fazla:D. Bilgisayar başında sinema izlemeyi, müzik dinlemeyi özledim. En çokta bodrumda peşime vuran köpekleri özledim:D. Öğrencilerim ayrı bir yerde tabii benim için.

Burdan kardeş ve arkadaşlara selam. Ailem ayrı bu durumda tabii.


Sarıkamış Hatırası

Eylül 6, 2008

Bakmayın başlığa hatıra falan yok. Espri olsun diye yazdım. Bugün acemilik bitti. İnsanlığa 2 günlüğüne geçiş yaptım:). 26 gün sonra kot pantolon giydim. Bir pantolon ancak bu kadar kıymetli olabilirdi. Daha kışı gelmedi. Ne olacak bakalım kışın.

Çok kısa yazı olacak. Eee ne yapalım mecburen kısa kesmek zorundayım. Zaman yok.


Lapis Linux 1.0 ve Sarıkamış

Ağustos 11, 2008

Görünürde Lapis Linux ile Sarıkamış’ın bir bağlantısı yok ama benim açımdan var.Birazdan ele alacağım konular durumu açıklayacaktır.

1 yıllık çalışmanın sonucunda Lapis Linux 1.0 sürümü inidirilmeye hazır hale geldi. Erkan abi ve diğer arkadaşların yoğun çalışması sonucunda bu durumua getirildi. PcLinux Os ve rpm paket yöneticisi Lapis Linux için kullanım kolaylığını arttırıyor. Elbette herşeyi direk almadık. Dağıtım çıkarmak tahmin edildiğinin aksine gerçekten zor. Hele sıfırdan bir paket yöneticisi yazmak çok zor. Neyse fazla vaktim yok. Lapis Linux için gönüllü çalışmak isteyen varsa freenode üzerinde #turklug kanalına uğrasınlar. Özellikle çeviri ve grafik konusunda her zaman yardıma ihtiyaç var.

Bu arada son günüm, yarın Sarıkamış yolcusuyum. Askeri Birliğime teslim olacağım. Kaç gün kalacağım bilmiyorum ama sanırım 19 Ocakta biter(izin kullanmazsam). Artık gel teskere gel diyecez:). Hadi hayırlısı…