Evet uzun bir aradan sonra ilk defa yazıyorum. Askerlik dönüşü yazmayı düşünüyordum ama hiç içimden gelmedi. Sanırım yazmanın zamanı geldi. Öncelikle hayranlarıma buradan selamlar. Beni ve yazılarımı hasretle beklediklerini biliyorum. Neyse geldim artık, buradayım.
Bu uzun arada neler oldu bunları ele alayım diyorum. Öncelikle linux’u şu an için sadece kişisel htiyaçlarım için kullanıyorum. Hiçbir şekilde kendimi geliştirme durumunda değilim. Sadece öylece kullanıyorum. Diğer taraftan hayatımın en anlamsız ve zor 6 ayını da geride bırakmış oldum. Askerlik bitti ve gerçekten çok büyük bir engel kalkmış oldu. Bu şekilde yazmam bazılarının hoşuna gitmeyebilir ama bu ayrı bir yazı konusu. Ve yine Bodrum’da göreve devam ediyorum. Zaman ne gösterir bilmiyorum ama bu yılda buradayım.
Yazının en önemli kısmı ise gazi oldum. Bir parçamı hastanede bıraktım Perşembe günü. Kana karşı fobisi olan biri için dehşet anları sayılabilir
. Karın ağrısıyla gittik apandisiti masada bıraktık. Ama gerçekten çok komik, eğlenceli ve benim açımdan zor zamanlardı. Bana hastanede sürekli ayrdım eden doktor, hemşire ve özellikle öğretmen arkadaşlarıma teşekkürler. Bu arada telefonda beni muayene eden Mehmet Çeliktan’a ayrıca teşekkür ediyorum. Bodrum devlet hastanesinin de hakkını vermek gerek çok güzel bir ortamları var gerçekten. yataklarına bayıldım. Gücüm yetse eve alırdım bir tane(3 bin tl).
Ameliyata giden yolu anlatalım biraz, eğlenceli olabilir. Karın ağrısı akşama doğru şiddetini arttırınca Çeliktan’ı aradım. Apandisit olabilir deyince hastanenin yolunu tuttuk. Neyse muayene edecek doktor geldi acilde. Elini karnıma götürüyor, eee bende tik var tabii otomatik elim karnıma gidiyor. Çek diyor ama ne mümkün; olmuyor. Neyse doktor tahlile gönderdi, kanda sorun var diye yatırdılar. Hemşire gelip serum takacak. Eee iğneye dayanır mı kalbim. Gözüm kayıyor. Serumu ya yanlış yaparsa diye düşünürken harbiden damara gelmemiş. Kolum şişmeye başladı. Tabii ben nerdeyse kalp krizinden gideceğim. Dayanamıyorum zaten, korkuda var. Birde kolumun şiştiğini görünce dondum. Herneyse ikinci bir delik açtılar kolumda. Bu defa başarılıdyı ama meğer serum bana tersmiş. Anlamam ama kimse de farketmedi ilk etapta. Sonra film için beni tekerlekli sandalyeye oturtuklarında “Ya ben iyiyim, yürüyebilirim” diye hava atarken. Birden tansiyon sıfıra doğru düşmeye başladı. İlk defa böyle bir şey gördüm. Gözümü açmakta bile zorlandım o an. Öleceğimi düşündüm. Ölüm anında meğer insan bir tek kendini düşünüyormuş. Soğuk soğuk çeşmedne boşanırcasına terler geliyor vücudumdan. Allah’ım o neydi öyle. kafamı, elimi, ayağımı bile oynatacak güç yoktu. Kelimeler ble zar zor çıkıyordu. Allah’tan Ali Hoca vardıda yardım etti. tekrar yatırdılar. Farklı bir serum taktılar sonra. Gece boyunca ameliyat olacak mıyım olmayacak mıyım diye durdum bekledim. İki gün boyunca yemek yedirmediler. Neyse ameliyata götürdükleri an kendimi bir bez parçası gibi hissettim. Bir örtünün içinde ordan oraya fırlatıp durdular.ben bile kendimi paçavra zannettim o durumda. hatırladığım şey ise birinin bana “Narkoz vereceğiz, uyuyacaksın birazdan” demesiydi. Oysa içimden ” Hadi len, o kadar kolay mı” diyordum ama sanırım bunu bile tam düşünmeden bir baktım biri gözünü aç diyor. Eeee gelde aç . Açamıyorum ki. Ağzım açık ama istem dışı açık. Nefes alamıyorum. Kimsenin umursadığı olmayınca tuttup tükürükleri dilimle ağzımın üstüne çıkardım. Yine etki olmayınca deli gibi kafamı salladım. İşte deli olunca ilgileniyorlar:D. Hemen ağzımı temizleyip nefes almama yardım ettiler.
Geri kalan nomal prosedürler işte. Serum al, yat, iyileş, çık git:D. Bende öyle yaptım. Ama çok kilolu olan benim apandisitimi de kaybetmem üzücüydü. Kaç gün rejim yapmam gerekecek o kiloları geri almam için bilmiyorum. Organımızı da hastanede bıraktık. Halbuki ne güzel şiş yapardık onla:D. Neyse Allah’a şükür şu an evdeyim ve dinleniyorum. Dönüşüm gazi olarak oldu anlayacağınız:D.


