Felakete uzak olduğumuz için sanırım ateşinin etkisi de az oluyor. Ama dün Halkalı ve İkitelli geçince ister istemez bir korku sardı. Normalde hiç bakmadığım haberleri araştırmaya başladım. meğer bir felaket yaşanıyormuş ama ne hikmetse kimsecikler bundan bahsetmiyormuş. En son ölü sayısı 20 idi okuduğum zaman. Habire depremden bahsedildi ama dünya da binbir türlü felaket olasılığı var ve biz diğer doğal felaketleri unutmuşuz. Haberlere bakınca içim ürpermey başladı. Deprem görüntülerinden neredeyse farksız. Nasıl bir yağmur ki tırları devirmiş? Özellikle tekstil işçisi yedi kişinin öldüğünü okuyunca etkilenmemek elde değil. Zira o bölgelerde çalışan tekstil işçilerinin durumunu az çok tahmin edebiliyorum. O işçiler uzun bir süre bu olayın üzüntüsünü atlatamayacaklar. Aileleri hem acıyı hissedecekler hem de maddi konuda daha zor bir durumda kalacaklar. Elbet onlar işin maddi kısmını bu acıyla asla düşünmeyecekler. “Cana gelen mala gelsin” denmiyor boşuna çünkü.
Bir de tır şoförleri var ölen. Kim bilir eşi ve çocukları ne kadar hasretini çekmişlerdir? Görmeyi umduğunuz birinin ölüm haberi -hele bu kişi çok sevdiğiniz bir ise- çok büyük yaralar açabiliyor yürekte. Eminim yüreği olan herkes benimle aynı duyguları yaşamıştır. Amacım bunun üzerine bir yazı yazmak değil, ne kadar iğrençleşmeye başlayan bir toplum olduğumuzu anlatmaya çalışmak. Ölüm, felaket, sel, acı, dert, keder, kayıplar vs vs vs. Tüm bu duyduklarımızdan sonra nasıl olurda ilk tepkimiz suçluyu bulmaya yönelik olur? Orda 20 can var giden. Yas denilen şey nedir? O acıyla insan konuşmaya bile güç getiremezken nasıl olurda hemen suçlu ararız? Neden? Nasıl bu kadar duyarsız olabildik? Ne kadar sinir bozucu olduğunu hissedebiliyor musunuz? Bahsettiğim şey bu haberlere yapılan yorumlar. Tepeden tırları deviren selden görüntüler var, insanlar ölmüş, evleri su basmış, fabrikalar harabeye dönmüş ama yorumda direk “15 yıldır İstanbul’u bunlar yönetirse olacağı bu?” deniyor. İnsafsız felaket yaşanıyor, insanlar ölüyor senin derdin hala(şapkalı) siyaset mi? Bu şekilde o insanları felaketten mi kurtardın? Onlara umut mu verdin? Ne yaptın? Hiçbirşey yapmadın. Sadece kendi egonu tatmin ettin. Kini kusabilmek için bir tas buldun ve kustun. Sanmayın sadece bu yorum var. Bunun gibi yüzlercesi var. Klavyeye yansımayan kinler de cabası. Bu mu sizin insanlığınız? Nerde toplumsal dayanışma, nerde insanlığımız? Nefret ettiğimiz batılı toplumlara nasıl da benzedik. Onlarda açlık ve savaşta ölen binlerce hatta milyonlarca masum insan ölürken kendilerini temize çıkarma ve ölen üç-beş askerlerinden sonra gerikalanlarının psikolojisini düzeltme derdindeler. Farkınız ne?
Amacım tartışmak veya tartışma çıkarmak değil ama toplumsal olarak bu şekle gelişimizden insan endişe ediyor. O kadar tarafgirlik içimize işlemiş ki yanıbaşımızda ölen-öldürülen kişinin yaşı veya kişiliğine değil firkine, ırkına, dinine neredeyse tuttuğu takıma bakar olduk. İnsan olduğumuzu ve asıl amacımızın insanlara faydalı birer birey olmak olduğunu ne zaman farkedeceğiz? Bizi insan yapan bu farklılıklarımızdan dolayı düşmanlık beslemek yerine birbirimize yardım etsek yüreğimizi yakan can ve mal kayıpları olur sadece. Can ve mal kaybı insan oğlunun başına her zaman gelebilir. Bu gibi felaketlerde önemli olan ülke olarak hatta insan olarak birbirimize destek olabilmektir. Ateşi söndürecek suyu taşıyamasak ta amacımız bu olmalı, ateşi söndürmek.
Hangi dilde konuştuğunuzu, neye inandığınızı bir tarafa bırakın ve insan olduğunuzu düşünün. Yani dünya’ya uzaydan bakın. Sizde göreceksiniz, uğruna insanların katledilmesine, çocukların öldürülmesine, yuvaların yıkılmasına, düşmanlıkların başlamasına sebep olan şeylerin tıpkı uzaydan görüldüğü gibi ne kadar küçük ve basit şeyler olduğunu sizde göreceksiniz. Gelecek olan acı bizi barındıran doğadan gelsin ama ne ki insandan gelsin. Çünkü insandan geldi mi bu acı karşılığı yine daha kötü bir acı olur.
Bu yazıyı okuyanların çoğunun müslüman olduğunu varsayarsak “Onlar sizinle savaş yapmadıkça siz onlarla savaşmayın. Allah aşırıya gidenleri sevmez.” ayeti sanırım düşmanlık ve savaş konusunda çok açıklayıcı olur. Felaket konusuna pek değinmek istemiyorum. Zira ne kadar da üzülsek ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama en azından bu ateş başkalarını yakmasın. Bu ateşe körükle gitmeyelim. Elimizden gelen dua etmekse dua edelim. Kimin gücü neye yetiyorsa o şekilde acıyı sarmaya çalışmalı. Ancak bu şekilde bu felaketleri en az hasarla atalatabiliriz.
Bu fotoğraflarda sel felaketinin boyutunu gözler önüne seriyor. Gerçekten deprem gibi bir felaketi andırıyor.



Eylül 11, 2009, 6:50 pm üzerinde |
Yanlış anlaşılmasın, hatalar, ihmalkarlıklar konuşulmasın değil derdim. Derdim insanların ölümünde bile sırf kutuplaşma adına oldukları yerde karşıt fikre, siyasi partilere saldırılması. Yoksa bunca kötü sonuçtan ders çıkarılmaması daha büyük bir felaket olur.