Galatasaray’da Neler Oluyor?

Galatasaray’la ilgili son ve tek yazım Kasımpaşa maçı ile ilgiliydi hatırlarsanız. O maçta iyi oynamıştık ama strese girmiştik. Ama ne hikmetse sonrası pekte öyle olmadı. O şaşalı takım gitmiş yerine geçen yıl ki takım geri gelmişti. Gol pozisyonu yok, defans yol geçen hanı gibi birkaç haftadır. Eskişehir maçını izlediğimde korkmaya başlamıştım işin doğrusu. Zira bir düğüm gibi olmuştu yine Galatasaray. Bir türlü kilidi açamıyorlardı. Ama o maçta tabii 11 kişinin defans yapmasının da etkisi vardı. Ama asıl tehlike Graz maçında ortaya çıktı. Sorun kısaca oyuncuların kendilerini pek fazla havalı görmeleriydi en başta. Dünya kadar poziyona girip gol atamamanız becereksizlik veya şanssızlıktır. Ya da hakem penaltı vermez haksızlıktır ama Servet’in ilerde Arda gibi çalım atması lakayt bir davranıştır.

Şimdi bu davranışları sorguladığımız zaman G.Saray’ın asıl sorunu ortaya çıkıyor. Mesela ilk maçlarda inanılmaz performans gösteren Sarp nasıl oldu da birden bire etkisiz eleman oluverdi. Topal ve Akman dünya kadar pas hatası yaptılar. Sabri yine eski günlerine dönme sinyalleri verdi. Arda kendi gölgesine çalım atar durumda. Ama öte tarafta hiçbir yabancı futbolcuda bu tip bir durum yok. İyi oynarlar veya oynamazlar ama bilirsiniz ki Baros eski Baros, Kewell eski Kewell. Bizimkilere ne oluyor?

Olay aslında psikolojik. Alınan galibiyetler sonucunda rahatlık battı hepsine. kendilerini bulutların üzerinde sandılar. Zira bizde futbol sahada oynanmaz. İki depar atarsınız dünya yıldızı olursunuz. Nitekim Servet’in kendini bulunmaz hint kumaşı olarak gördüğü saha içi hareketlerinden rahatlıkla anlaşılıyor. Yanında Arda boş ama Servet ilerde çalım atıyorsa eğer bunun sorgulanması gerek. Arda Elano’ya maç boyu 2 pas veriyorsa sorgulanması gerek. Emre 30 metreden şut denemeleri yapıyorsa sorgulanması gerek. M. Topal boş alanda topu kaptırabiliyorsa sorgulanması gerek. Daha dün masum çocuk(Sarp) sahada hakeme bağırmaya başlamışsa sorgulanması gerek. Sorguladığımız zaman anlıyoruz ki alınan galibiyetler rahatlık vermiş. Her maçı kazanırız havasındalar. Eee Türkiye’de hatalara kimse bakmaz sonuca bakar. Bizim oyuncularda “nede olsa kazanırız” havasında olduklarından görev sorumluluklarını hiç umursamadılar. Ne oldu A.gücü geldi çaktı, gitti. Hemde top oynamadan.

En son Sturm Graz maçını izledim. O maçta gelen tüm ataklar Sabri’nin bulunduğu alandan başladı dikkat ettiyseniz. Ve yine eskisi gibi Sabri hiçbir olumlu orta açamadı. Emre ve Servet 30 metrelik pas atmaya çalışıyorlardı. Oysa biz biliyoruz ki ne Emre ne de Servet uzun ve isabetli pas atamaz. Nitekim 2. yarı inatla yanlarında ki kişiye pas atmaya başladılar. M. Topal ve Ayhan neredeyse sıfır katkıyla oynadılar. Paslarının yarısı hatalıydı ve bu hataların çoğu boş alanda gerçekleşti. Bir olur iki olur ama bir türlü bu hataların sonu gelmedi. Arda defalarca yanında boş boş duran Elano’ya pas vermemekte ısrar etti. Bir tek o değildi bu konuda inat eden. Bütün yerli oyuncular Elano’ya pas vermemekte ısrar ediyorlardı. Maç izlenirse daha rahat anlaşılır. Peki ne olacak?

Teknik ekip ipleri iyice eline almalı. Özellikle şunu bilmeliler ki Türkiye’de profesyonel futbolcu yok. Kişilikleri çok zayıf. Öncelikle kişiliklerine katkı yapmaları gerek. Davranışlarını iyice kontrol etmeliler. Ayrıca psikolog yardımıyla onları her maça motive etmeleri gerekir. Zira bir maçı farklı kazandıkları zaman burunları kalkıyor. Psikolog bu burunları sürttürecek. Takım bilinci nedir bilecekler. Bu yüzden değil mi zor zamanlarda oyuncularımız inanılmaz performans sergiliyor? Zora düştükleri zaman akılları başlarına geliyor. Ama avrupa öyle değil. Umarım teknik ekip bu konudaki tecrübelerini yerli oyunculara iyice aktarır. Gittikleri zaman da herhangi bir korkumuz kalmaz en azından(Bu arada bu yerli oyuncuların davranış bozukluklarının temelinde hep F.Terim gibi yerli t.direktörler ve medya vardır. Biline).

Hiç mi iyi durum yok? Aslında kötü durum yok ortada. İyi ki yenildik. Hem bu şekilde Fener maçına daha iyi çıkacağız. Zira oyuncular kendilerine mecburen çeki düzen verecekler. T.Direktör çok iyi. Asıl sorun oyuncuların lakayt futbolunda. Bu da düzeltilebilir bir durum. Elano çok iyi bir oyuncu. Koşması gerekmez. Kaç yıldır Alex oturduğu yerden Fener’i taşıyor. Zira bütün ataklar onların iki akıllıca pasıyla başlıyor. Bir pas veriyor bir bakıyorsunuz pozisyon gelişmiş. Graz maçında tüm pozisyonlar Elano ile başladı zira. Yine de zaman lazım tam bir teşhis için.

Son bir kaç satırda Hakan ŞÜKÜR için. Bir insan bu kadar kendini basitleştiremez doğrusu. Görünen köy diye bir yazı yazmış. Önceden belliydi diye. Neymiş efendim bütün maçlarda rakip takım gol pozisyonuna girdi de, atamadı da. Ama maçlar kazanıldığı için kimse bunları görmedi de. Merak etmeyin efendim. Biz taraftar olarak hepsini görüyorduk zaten. Ortada öyle ahım şahım bir durum yok. Ne bekliyordunuz sıfır pozisyon vermelerini mi? Yenildiği maçta bile 85. dakika ya kadar tek pozisyon var nerdeyse. Sonrası zaten psikolojik çöküştü. Ayrıca bir analiz yapacaksanız karşı takımı da takım yerine koyun. Yani sahadakiler insan, pozisyona elbet girecekler. Pozisyona girdikleri zaman illa bir kusur mu bulunacak? Demek G.Saray’ım tüm rakipleri beceriksiz idi. Ki onlar pozisyona giremediler, bizim defans onları pozisyona soktu. Birkaç hafta sonra da “G.Saray’ın benim gibi bir futbolcuya ihtiyacı var” derse hiç şaşmam. Zira çekememezlik şu an had safhada.

Yorum Yapın