Heyecan yapmayın karşılaştırma yapmaya niyetim yok. Daha çok dikkatimi çeken bir konu hakkında yazacağım. Konu Unity kararından sonra bir çok kişinin Ubuntu’dan nefret etmesi. Sevmemeye hakları var yalnız yanlı bir nefret olduğunu düşünüyorum. Böyle düşünmem için kendimce geçerli sebeplerim var ve işte bu yazıda bu sebepleri ele almayı düşünüyorum.
Ubuntu’dan nefret edilmesinin en büyük sebeplerinden biri Unity falan değil kimse kimseyi kandırmasın. Asıl sebep Shuttleword ve Gnome ekibi arasında geçen sert tartışmalar. Bunun yansıması olarak ortaya hızlı bir şekilde giriş yapan Unity günah keçisi oldu. Bu tartışmada kimin haklı kimin haksız olduğu konusunu anlayabilecek kadar ingilizcem yok maalesef zaten niyetim bu iki grubun karşılaştırmasını yapmak değil. Her iki grubu da seviyorum. Shuttleword’un çok itici bir tavır takındığını ve buna rağmen genelde onunla aynı fikirde olduğumu ve ancak gerçekten bir çok konuya kulaklarını tıkadıklarını düşündüğüm Gnome ekibinin de özgür yazılıma sadakatini sevdiğimi belirtmek isterim. Şimdi geçelim asıl konuya.
Bir çok kullanıcı Unity arayüzünü sevmedi beğenmedi, erken çıktı dedi ve bundan dolayı Ubuntu’dan soğudu. Erken denildi, peki gerçekten de erken miydi? Linux dünyasında hangi yazılım bu şekilde evrilmedi ki? Kde mi, gnome 3 mü, Unity mi? Hepsi de ilk sağlam sürümlerini duyurduklarında beraberlerinde bir çok hatayı da getirdiler. Ancak özgür bir yazılımı kullanan biz sıradan ev kullanıcıları için iki-üç çökme önemli mi gerçekten? Hepimiz çokça sabretmiyor muyuz bu yazılımlara? Bizler esasında en çok bu şekilde katkıda bulunuyoruz zaten. Onlarda buna güveniyorlardır eminim. Peki niçin bir çok büyük yazılım erken çıktığında bu kadar nefret toplamıyorda Ubuntu’da olunca bu kadar tepki topluyor? Bir çok kullanıcı Ubuntu’yu kullanıcıyı dikkate almamakla ve sağlam olmayan bir sürüm çıkarmakla suçluyor/eleştiriyor. Unity’nin en kötü yanı 3b hızlandırıcı desteği olmayan sürücülerle uyumsuzluğu idi ancak aynı durumun şu an ki gnome 3 için de ve doğal olarak Fedora gibi dağıtımlarda da bu sorunun mevcut olduğunu biliyor muyuz? Bakın gnome ekibi bu konu için ne demiş; “GNOME Shell uses relatively primitive 3D capabilities that have been available from essentially all computing devices made in the last 4 or 5 years. This includes most desktop and laptop computers, mobile devices, phones, tablets, and netbooks.” Kıt ingilizceden anladığım keskin bir sınır çizmiş, 3b hızlandırıcısı şart ve bence mantıklı zaten ancak Gnome ekibi böyle söyleyince pek tepki toplamıyor. Kaldı ki Shuttleword yazısında Unity’nin ilk sürümü için açık seçik bu sürümden bir çok kişinin memnun olmayabileceğini ve bu kullanıcıların diğer dağıtımları denemelerini veyahut yükseltme yapmamalarını önermiş. Başka dağıtımı bu kadar rahat öneren bir şirket olabilir mi?
Erken dediğimiz şey ise inatla Unity’yi kullananları bağlar, sevmeyenler gönül rahatlığı ile başka dağıtım kullanabileceği gibi eski sürümleri de kullanabilir. Hem bunu yapmayıp hem de Ubuntu’yu kendisine sağlam sürüm vermediği için yerden yere vuranları anlamam mümkün değil. Sevmeyebilirsiniz, hoşlanmayabilirsiniz kaldı ki ben de Fedora’yı hiç beğenmem, ama dener hoşuma gitmeyince başka dağıtıma geçerim. Eleştiririm de elbet ama bunu hakaretlere vardırmanın bir anlamı yok. Açıkçası özgür yazılım platformunda her zaman için katkı sağlayıcı eleştirileri görmek isterim.
Diğer bir sebep kullanıcıyı umursamadığı. Ben bunu hiç anlamıyorum. Bazı şeyleri topluluğa sormanın anlamı yoktur ki. Kaldı ki zaman kaybıdır da aynı zamanda. Yok butonlar niçin solda, ee solda sevmiyorsan değiştir. Kaldı ki şu an bir çok kullanıcı bunu kullanmaya alıştı ve çokta verimli oldu. Kde de yaptığım ilk işlerden biridir, bu butonları sola almak. Diyelim ki verimsiz bir şeydi bu yine de o kadar önemli değildir. Bu kadar büyük bir topluluk anketlerle iş yapmaz zaten, bazı kararları verirken geri dönüşlerden kesinlikle faydalanır. Bunları illa da görmemiz gerekmez. Öte yandan buna benzer bazı varsayılan yazılımlar konusunda da eleştiri alır. Banshee konusunda inanılmaz eleştirenler oldu. Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse rhythmbox’ın gelişme hızıyla banshee’nin gelişme hızı arasında uçurum var. Burada asıl eleştirilen mono bağımlılığı. Peki bunu bir tek Ubuntu’mu yapıyor? Hayır. Bakınız gnome ekibi mono bağımlılığını hangi programa dayandırmış; “Currently the only application written with the Mono bindings is the notetaking application Tomboy which has been part of GNOME since version 2.16 released in 2006. Tomboy will of course continue to be available in GNOME 3.0, but no component introduced explicitly in GNOME 3.0 will depend on Mono – GNOME Shell is written in C and Javascript, Zeitgeist and the GNOME Activity Journal use Python. And by the way, you can safely remove Tomboy if you don’t like it.” Bu açıklamayı Ubuntu yapsa yerden yere vururlar herhalde. Altı üstü tomboy yazılımı yahu, bir dünya alternatifi var ve kaldı ki o kadar büyük farklar içeren bir program değil. Ama gördüğünüz gibi yer yerinden oynamıyor. Adamlar da tıpkı Shuttleword gibi alternatifte belirtmişler, Gnote. Peki Gnome ekibinin aldığı tek önemli karar bu mu? Hayır, daha neler var neler. Nautilus’un kaldırılması mı, zeitgeist’in kaldırılması mı, compiz’in atıl duruma getirilmesi mi dersiniz her bir şey var Gnome 3 yeniliklerinde. Peki kaç kişi bundan dolayı Gnome’a Ubuntu’ya yaptığı eleştirileri yapıyor? Ben görmedim. Hele şu nautilus ve compiz olayı yok mu hakikaten çok ciddi ve tartışılabilir kararlar, hani zeitgeist’i pek bilen yok çok iyi bir program olmasına rağmen. Ubuntu’yu yerden yere vuranlar bu kararları alan Gnome ekibine de aynı tepkiyi gösterir mi acaba? Tamam Ubuntu’nun bu kadar eleştirilmesinde popüler olmasının da etkisi var ama kesinlikle biraz fazla aşırıya kaçılıyor.
Bu saydığım sebeplerden ötürü diyebilirim ki Ubuntu’ya bu kadar aşırı ağır eleştiri yapanlar çok yanlı düşünüyorlar. Hatta biraz ileri gidip Canonical’in ileride tekel olup özgür yazılımı baltalamasından korktukları için böyle tepki gösteriyorlar. Farzedelim ki gelecekte öyle olacak. Peki biz bunun bir parçası olmazsak ileride buna nasıl dur diyebiliriz. Sırtımıza almayalım ama sırtımızı dayayalım, sorun çıkarırsa sadece çekiliriz olur biter, örnek openoffice. Hem böylece eğer bu komplo teorisi gerçek değilse bu sırtımızı dayadığımız şirket diğer tekelci şirketlerin karşısında bizim tarafımızda olan en büyük şirket olacaktır.
Saygılar.
http://www.christoph-wickert.de/blog/2011/06/25/gnome-developer-quote-of-the-day/
live.gnome.org/GNOME3Myths